Medeni Kanun’a baktığımızda, hiçbir yerde “tüketici sözleşmesi” terimine rastlamıyoruz. Görünüşe göre, Kanun’un hükümleriyle doğrudan düzenlenmeyen, ancak temellerini orada bulan özel sözleşme türlerinden biridir. Aslında, tüketici sözleşmesi aynı anda birçok sözleşme türüne cevap verir, çünkü ortak özellikler paylaşan taraflar arasındaki çeşitli ilişkileri düzenleyen farklı sözleşme biçimlerini kapsayan bir kategoridir. Tüketici sözleşmesine anlam veren de tarafların kendileridir.
Bu ilişkide bir tarafta, kişisel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, ticari faaliyet veya mesleki uygulamalarla bağlantılı olmayan malları veya hizmetleri satın alan ya da kullanan kişi olan tüketici bulunur. Tüketici kavramına aynı anlam, 17.4.2008 tarihli ve 9902 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”da da verilmiştir; burada tüketici olarak sadece birey değil, aynı zamanda kar amacı gütmeyen kuruluşlar da kabul edilmektedir. Dolayısıyla, kişisel ihtiyaçlarımızı karşılamak amacıyla mal veya hizmet satın almak istediğimiz her durumda hepimiz tüketici sayılırız. Ancak, ticari faaliyet yürütmek amacıyla kurulmuş tüzel kişilerin mal veya hizmet alımlarında tüketici sayılması mümkün değildir.
Tüketicinin karşısında ise tacir vardır. Tacir, ticari faaliyeti kapsamında tüketicinin talep ettiği mal veya hizmeti sunan kişidir. Bu, malın veya hizmetin niteliğine göre üretici, tedarikçi veya satıcı olabilir. 17.4.2008 tarihli ve 9902 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”a göre, “tacir”, ekonomik faaliyeti, ticareti, işi, zanaatı veya mesleğiyle bağlantılı amaçlarla hareket eden her gerçek veya tüzel kişi ile tacir adına veya tacirin yararına hareket eden herkestir.
Yukarıdakilerden, tüketici sözleşmesinin bazı temel özelliklerini belirleyebiliriz:
· İki taraflı bir hukuki işlemdir;
· Tüketici ile, ticari faaliyeti kapsamında hareket eden tacir arasında akdedilir;
· Sözleşmenin konusu, tüketicinin kişisel ihtiyaçlarını karşılayan herhangi bir mal veya hizmet olabilir;
· Sözleşmenin şekli, sunulan mal veya hizmetin niteliğine ve diğer kanunların gerekliliklerine bağlıdır.
Tüketici sözleşmeleri çerçevesinde özel dikkat, mal ve hizmet piyasasında yaygın olarak kullanılan standart sözleşmelere gösterilir. Bu sözleşmeler ticari işlemleri kolaylaştırır ve tüketiciye avantaj sağlayabilir. Ancak diğer yandan, hak ve yükümlülükleri düzenleyen koşullar genellikle bireysel olarak müzakere edilmez; temel şartlarda önceden belirlenmiştir.
Tüketici hukukunun sağladığı garantiler öncelikle Medeni Kanun’da yer almaktadır. Medeni Kanun, ayıplı ürünler veya alıcıya zarar veren ürünlerden dolayı üretici ve tacirin sorumluluğunu kabul eder. Bu sorumluluk, özel sözleşme türlerinde ayrıca belirlenmiştir. Ayrıca, Medeni Kanun’un 635 ve devamı maddelerinde aldatıcı reklamlardan doğan sorumluluk öngörülmüştür; bu, kusura dayalı bir sorumluluk olarak kabul edilir. Tüm bu durumlarda, zarar gören taraf mahkemeye başvurarak uğradığı zararın tazminini talep etme hakkına sahiptir. Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere, Medeni Kanun, genel hükümler içermekle birlikte tüketiciye geniş koruma sağlar ve üreticinin kusursuz olduğunu kanıtlama yükümlülüğünü ona yükler.

