Geri Dön
Tutuklama Tedbiri ile Hapis Cezası Arasındaki Fark
25.12.2023
Paylaş
Tutuklama Tedbiri ile Hapis Cezası Arasındaki Fark

Kamuoyunda sıklıkla, özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğuran tutuklama tedbiri ile kesinleşmiş mahkûmiyet kararı arasındaki fark karıştırılmaktadır.

Tutuklama, savcının talebi üzerine mahkeme tarafından verilen geçici bir tedbirdir (şüpheli suçüstü yakalansın ya da yakalanmasın), dosya henüz soruşturma aşamasındayken uygulanır. Bu durumda mahkeme bazı yasal kriterleri değerlendirir:

· Yeni delillerin elde edilmesi riske girmişse;

· Suçu işlediği şüphesiyle hakkında tutuklama talep edilen kişi kaçmışsa veya kaçma ihtimali varsa;

· Kişinin aynı türden veya daha ağır bir suç işleme tehlikesi bulunuyorsa.

Tutuklama kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen daha hafif bir güvence tedbiri uygulanabiliyorsa verilmemelidir. Zorunlu hukuki kriterlerin yanı sıra, mahkeme ayrıca şu unsurları da dikkate alır: işlenen fiilin niteliği, olayın koşulları, fiilin toplumsal tehlikeliliği, sanığın kişisel durumu, sabıkasının olup olmadığı ve hangi suçlardan mahkûm olduğu, vb.

Bu koşullarda mahkeme, şüphelinin belirli bir süre veya beraat ya da mahkûmiyet hükmü verilene kadar tutuklu kalmasına karar verir. Bu süre içinde savcı soruşturmayı sürdürür, suçun ve şüphelinin sorumluluğunun varlığını ortaya koyacak delilleri toplar. Bu aşamada kişi, ceza nedeniyle değil, yalnızca tedbir nedeniyle özgürlüğünden yoksundur.

Soruşturma tamamlandığında savcı, şüphelinin (tutuklu tedbir altında bulunan) suçu işlediği kanaatine varırsa iddianameyi düzenler ve dosyayı mahkemeye gönderir. Yargılama aşamasında mahkeme, suçun varlığını ve sanığın suçluluğunu değerlendirir; delilleri inceler, sanığın savunmalarını ve itirazlarını dinler. Sonuçta mahkeme fiilin işlendiğine kanaat getirirse sanığı suçlu ilan eder ve cezaya hükmeder.

Ceza Kanunu’nda en sık öngörülen yaptırım hapis cezasıdır. Dolayısıyla, hapis cezası her zaman bir cezadır ve yalnızca yargılama tamamlandıktan sonra mahkeme tarafından hükmedilir. Bu aşamada artık “hapis” söz konusudur çünkü kişi mahkûm edilmiştir ve karar kesinleştiğinde sanık, “hükümlü” statüsü kazanır. Bu statü, tutukluluk dönemindeki hukuki durumundan farklıdır.

Bu iki kurum arasındaki farklar çoktur. Özellikle özgürlüğün nasıl kısıtlandığı, kişinin hangi koşullarda tutulduğu, hangi hak ve imkanlara sahip olduğu gibi hususlar 79/2020 sayılı “Ceza Kararlarının İnfazı Hakkında Kanun” ile düzenlenmiştir. Önemli bir fark da, tutukluluk süresinin cezanın infazına nasıl mahsup edildiğidir. Kanuna göre, 1 gün tutukluluk = 1,5 gün hapis cezasına eşdeğerdir.

Örnek:

A şahsı, hırsızlık suçunu işlediği şüphesiyle olaydan hemen sonra polisler tarafından çalıntı eşyalarla birlikte yakalanır. Suçüstü yakalanan A, gözaltına alınır ve 48 saat içinde savcı, tutuklamanın hukuka uygun olduğunun tespiti ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen koşullar sağlandığı için “tutuklama” tedbirinin uygulanması talebinde bulunur. Mahkeme, yakalamanın hukuka uygun olduğuna karar verir ve tutuklama kararı verir. Bu noktadan itibaren süreler ve hesaplamalar için tutuklama tarihi esas alınır.

Kararın kesinleşmesine kadar 3 ay geçmiştir. Bu süre zarfında A tutuklu kalmıştır. Nihai kararla mahkeme, A’nın Türk Ceza Kanunu’nun 134/1. maddesi kapsamında hırsızlık suçunu işlediğine hükmeder ve 6 ay hapis cezasına çarptırır.

Tutukluluk süresi ceza hesabına şu formülle dahil edilir: 1 gün tutukluluk = 1,5 gün hapis.

Dolayısıyla, 3 aylık tutukluluk = 4,5 ay hapis cezası olarak değerlendirilir. 6 ay cezanın yalnızca 1,5 ayı infaz edilmemiş kalır. Bu süreyi tamamladıktan sonra hükümlü serbest bırakılır ve ceza tamamen infaz edilmiş sayılır. Anayasa Mahkemesi ayrıca, aynı ilkenin ev hapsi durumlarında da uygulanacağını belirtmiştir.

WhatsApp